Denizaltılar, askeri ve stratejik öneme sahip araçlardır ve her ne kadar son derece gelişmiş olsalar da, zaman zaman trajik olaylara sebep olabilirler. Endonezya denizaltısı KRI Nanggala 402’nin batması ve mürettebatının kaybı, bölge ülkelerinde denizaltı arama ve kurtarma kapasiteleri konusunu gündeme getirmiştir. Bu makalede, denizaltı kazalarının ardından yapılması gereken araştırmalar ve çıkarılması gereken dersler ele alınacaktır.

Endonezya’da yaşanan denizaltı kazası sonrasında, kurtarma çalışmalarına Endonezya kurtarma gemilerinin yanı sıra komşu ülkelerin gemileri de destek vermiştir. Ancak, erken gelen Avustralya Donanması’na ait HMAS Ballarat fırkateyni, sonar teknolojisi açısından yeterince optimize edilmemişti ve enkazın bulunmasında etkin bir rol oynamamıştır. Enkazın ilk tespiti Endonezya’nın KRI Rigel hidrografik araştırma gemisi tarafından yapılmış, ardından Singapur’un MV Swift denizaltı destek ve kurtarma gemisi tarafından doğrulanmıştır.

Endonezya Savunma Bakanlığı, 25 Nisan tarihinde Bali adası açıklarında gerçekleştirilen tatbikat sırasında kaybolan denizaltının battığını ve içindeki 53 kişilik mürettebatın hayatını kaybettiğini açıkladı.

Denizaltı kazaları arasında yangın, su baskını ve elektrik kesintisi gibi olaylar zaman zaman meydana gelirken, bir denizaltının yüzeye çıkmasını engelleyen bir kaza son derece nadir bir durumdur. Bir denizaltı geri dönüşü olmayan bir şekilde batarsa, hayatta kalanların olması daha da enderdir. Deniz tabanının %90’ından fazlası, Nanggala kazasında olduğu gibi muharebe denizaltıları için “ezilme derinliği”nde bulunmaktadır. Denizaltının 180 metreden daha az derinlikte batması durumunda mürettebatın bir kısmı yüzerek kaçmayı deneyebilir.

Kurtarma faaliyetlerinin yapılabildiği son derinlik 600 metredir. Eğer denizaltı 180-600 metre arasında bir bölgedeyse, bulunma şansı maksimum düzeydedir. 600 metrenin altında denizaltılara müdahale etmek mümkün değildir ve her modelin kendi “ezilme derinliği” bulunmaktadır. Bu derinliğin altına inen denizaltılar, suyun basıncıyla ezilerek yapısal bütünlüklerini kaybederler.

Denizaltıların su altında ne kadar süre kalabilecekleri, hazırlıklı olup olmadıklarına ve önceki görev sürelerine bağlı olarak değişir. Eğer piller dolu ve hava yenilenmişse, umut var demektir. Örneğin, Arjantin’deki denizaltı kazasında, eğer gemi hazırsa 10 gün dayanabilirdi.

Su altında mahsur kalan bir denizaltının yüzeye çıkamaması durumunda, bunu gerçekleştirmek için çeşitli yöntemler mevcuttur. Aracın yoğunluğunu azaltmak için yakıt ve yük tankları boşaltılabilir. Bu bölmelere hava doldurulması sonucunda denizaltı yükselir. Ayrıca denizaltıların küçük su kanatları bulunmaktadır. Bu kanatların yönleri değiştirilerek akıntının denizaltını yükseltmesi sağlanabilir.

Kaza sonrasında Kraliyet Avustralya Donanması’nın (RAN) denizaltı arama ve kurtarma kapasitesi gündeme geldi. RAN’ın altı Collins sınıfı denizaltısı ve iki denizaltı kurtarma gemisi olan MV Besant ve MV Stoker aktif olarak görev yapmaktadır. Bu gemiler, Perth’in güneyindeki HMAS Stirling deniz üssünde konuşlanmıştır. Ayrıca JFD Australia’nın sahibi ve işletmecisi olduğu LR5 adlı bir kurtarma dalgıç aracı da bu üssün yakınında bulunmaktadır.

Singapur Donanamsı Donanması, Denizaltı kurtarma gemisi MV Swift

Ancak deniz üssü konumundan dolayı Adelaide veya Broome gibi yerlerde meydana gelebilecek bir denizaltı kazasına müdahale etmek, LR5 sisteminin kurulması ve Besant ile Stoker gemilerine yüklenmesi gibi süreçleri hesaba kattığımızda oldukça zordur.

LR5 sistemi, Kraliyet Hava Kuvvetleri’nin C-17 nakliye uçağıyla hava yoluyla taşınabilir. Ayrıca VOO (Fırsat Gemileri) programı kapsamında bölgede bulunan gemilere aktarılan LR5 sistemi, kurtarma operasyonlarında kullanılabilir. Bu gemiler, genellikle denizaltı kurtarma ekipmanı için gerekli güverte alanına ve sistemlere sahiptir. Ancak Avustralya’nın doğu kıyısında bu tür gemilerin sayısı oldukça azdır. Eğer Kraliyet Avustralya Donanması (RAN) denizaltıları sık sık tatbikatlarını doğu yakasında yaparlarsa, muhtemelen zamanında müdahale edecek bir kurtarma gemisi bulunmayacaktır.

RAN envanterinde bulunan Bay sınıfı iniş gemisi HMAS Choules, denizaltı kurtarma yetenekleriyle donatılarak başka bir alternatif olabilir. Ayrıca RAN’ın denizcilik eğitimi için kullanılan MV Sycamore gemisi de denizaltı kurtarma operasyonlarını destekleyebilir.

Denizaltı kurtarma operasyonuna destek veren ülkelerden biri de Çin Hükümeti oldu. Kazanın ardından Çin Savunma Bakanlığı sözcüsü Ren Guoqiang, gemilerin Endonezya hükümeti daveti üzerine gönderildiğini ve gemilerin Lombok Boğazı’na doğru yola çıktıklarını belirtti. Operasyona katılacak gemiler arasında Tip 925 kurtarma gemisi Yongxingdao, Rescue Tug “Nantuo-195” ve Çin Bilim Akademisi’ne ait “Tansuo-2” gemisi olduğu ifade edildi.

Kurtarma gemilerinden biri, İngiliz yapımı derin su altı kurtarma aracı ve 1.000 metre derinlikte çalışabilen uzaktan kumandalı bir su altı aracıyla donatılmıştır. Çin’in denizaltı kurtarma gemileri, geçmişte uluslararası tatbikatlarda yer almış olsa da, bu tür bir uluslararası kurtarma görevinde ilk kez yer almaktadır.

Endonezya Deniz Kuvvetleri Komutanı Amiral Yudo Margono, Çin’in kurtarma ekiplerine ve teknolojik desteğine teşekkür ederek, yardımlarından dolayı memnuniyetini ifade etti. Öte yandan, Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Wang Wenbin, Çin’in Endonezya’ya desteğini sürdüreceğini ve gelişmeleri yakından takip edeceklerini belirtti.

DENİZALTI KURTARMA OPERASYONUNDA NATO’NUN ROLÜ VE YETENEKLERİ

Endonezya Denizaltısı KRI Nanggala-402’nin batması 53 denizaltı personelinin hayatını kaybetmesine sebep oldu ve bu olay denizaltı arama-kurtarma operasyonlarının tekrar gündeme gelmesine neden oldu. NATO’nun denizaltı arama ve kurtarma operasyonlarındaki rolü ve yetenekleri önemli bir konudur.

NATO, Denizaltı Kaçış ve Kurtarma Çalışma Grubu (SMERWG) aracılığıyla, Uluslararası Denizaltı Kaçış ve Kurtarma İrtibat Bürosu’nu (ISMERLO) 2003 yılında kurdu. ISMERLO’nun koordinasyonuyla uluslararası müdahaleyi kolaylaştırmak ve yardım çağrılarına cevap verebilme kabiliyetini geliştirmek hedeflenmektedir. NATO tarafından kurulmuş olmasına rağmen, ISMERLO tüm ülkeleri destekler ve denizde hayat kurtarma insani hedefine odaklanarak küresel denizaltı kullanan ülkeleri takip etmektedir.

ISMERLO irtibat bürosu, 2000 yılında Atlantik Okyanusu’nda batan Rus Denizaltı K-141 Kursk felaketinin ardından kuruldu. Denizaltı kurtarma operasyonlarının uluslararası koordinasyonuna duyulan ihtiyaç, Rus Denizaltı K-141 Kursk felaketinden önce belirlenmişti. Ancak Kursk kazası, ISMERLO’nun nihai kuruluşuna itici güç oldu.

Ofisin merkezi Birleşik Krallık’ta, Northwood’da bulunmaktadır ve merkezde uluslararası denizaltı kaçış ve kurtarma uzmanlarından oluşan bir ekip bulunmaktadır. ISMERLO, denizaltı kullanan ülkeler arasında danışma ve fikir birliği sağlayarak, denizaltıdan kaçış ve kurtarma için küresel standartlara uygun prosedürlerin oluşturulmasını amaçlamaktadır. Ayrıca eğitim ve tedarikle ilgili tavsiyelerde bulunan bu ofis, bir denetleme ve izleme hizmeti de sunmaktadır.

NATO DENİZALTI KURTARMA SİSTEMİ (NSRS)

NATO Denizaltı Kurtarma Sistemi (NSRS), uluslararası bir denizaltı kurtarma sistemi geliştirmeye yönelik üç uluslu bir projedir. Norveç, Fransa ve Birleşik Krallık’a ait olan proje, bu ülkeler tarafından çalıştırılmaktadır. NSRS, denizaltı kurtarma teknolojisinin ön saflarında yer almaktadır ve hızla mobilize olup hava veya karayoluyla taşınabilir. İngiltere’nin Gare Loch’ta Faslane’deki deniz üssünde konuşlanan NSRS, aynı zamanda NATO ve müttefik ülkelerde denizaltı kazalarında kurtarma imkanı sağlar.

NSRS, birbirinden bağımsız mobilize edilebilen iki alt sistemden oluşmaktadır. Denizaltı kazasının olduğu bölgeye müdahale eden kurtarma sistemi ve yaşam destek sistemlerinden oluşur. Müdahale sisteminde Uzaktan Kumandalı Araçlar (IROV), derinlik nedeniyle dalgıçlar için oldukça riskli olan su altı görevlerinde kullanılır. İnsansız Sualtı Taşıtı, tam kurtarma öncesinde olay yerine hareket eder. Tehlike altındaki denizaltının (DISSUB) yerini belirleyecek, iletişim kuracak, hasar değerlendirmesi yapacak ve DISSUB’u kurtarma operasyonları için hazırlayacaktır.

Kurtarma Sistemi ise daha büyüktür, taşınabilir SVR insanlı bir dalgıç aracı ve Basınç Altında Transfer imkanı veren (TUP) olarak bilinen sistemden oluşur.

NSRS dünyanın herhangi bir yerine ulaşabilir şekilde hazır bekler, deniz durumu 6’ya eşit, 5 metreye kadar önemli bir dalga yüksekliğinde çalışabilir. Konuma bağlı olarak uyarıdan 72-96 saat içinde herhangi bir sıkıntılı denizaltıya (DISSUB) ulaşabilir. Bir denizaltının zor durumda olduğuna dair bir “ALT SUNK” uyarısının alınması üzerine, denizaltı operatörü NSRS çağrı prosedürünü başlatacaktır. Amaç, personelin 12’şer kişilik gruplar halinde yüzeye çıkarılması ve gerekirse NSRS hiperbarik tedavi tesisine nakledilmesi ile 72 saatlik ilk kurtarmaya kadar olan sürenin sağlanmasıdır.

Endonezya Donanması, 20 Nisan’da meydana gelen kazanın ardından ISMERLO’ya bir uyarı yaptı. ISMERLO 24 saat esasına göre uzman personel ile görev yapmaya başladı. Endonezya Donanması’na profesyonel koordinasyon desteği sağlamaya aktif olarak katıldı. Operasyon odası, kurtarma operasyonu sona erene kadar uzman personel hazır bekledi.

Komutanlığın bünyesinde 28 Ocak 2017 yılında hizmete alınan Denizaltı Kurtarma Gemisi TCG Alemdar (A-582 ) görev yapmaktadır. Emekli olan TCG IŞIN (A-589)’ın yerine almak üzere İstanbul Denizcilik Gemi İnşa Sanayi ve Ticaret A.Ş. inşa edilen Kurtarma ve Yedekleme Gemisi TCG IŞIN (A 583) ise Haziran 2014 de denize indirildi ve 23 Temmuz 2017’de Deniz Kuvvetleri komutanlığına envantere girdi. 

2 Haziran 1970’te ABD’nin Hawaii’deki Pearl Harbor Limanı’nda yapılan törenle Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından teslim alınan TCG AKIN (A-585), Türk Deniz Kuvvetlerinde 47 yıllık hizmetinin ardından, İstanbul Tersanesi Komutanlığında, 16 Kasım 2017’de düzenlenen törenle hizmet dışına ayrıldı.

TCG AKIN, sahip olduğu kurtarma ve dalış sistemleriyle, dalar ve yüzer unsurlara daima güven verdi ve Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığına katıldıktan sonra, toplam 13 adet başarılı kurtarma görevinde rol aldı. TCG AKIN ayrıca, okyanus yedeklemesi görevleri de icra etti. 

Kurtarma Grup Komutanlığında görev yapan diğer gemi TCG IŞIN (A-589) kurtarma gemisi, Türk Deniz Kuvvetlerinde 38 yıllık hizmetini müteakip, İstanbul Tersanesi Komutanlığında 30 Mart 2017 icra edilen törenle hizmet dışına ayrıldığını duyuruldu. Adını 1943 yılında yaşanan Refah faciasında şehit olan Deniz Yüzbaşı Zeki Işın’dan alan TCG IŞIN, 30 Eylül 1944 tarihinde USS SAFEGUARD adıyla ABD donanmasında göreve başladı ve 28 Eylül 1979 tarihinde Hawaii’de bulunan Pearl Harbor Limanı’nda yapılan törenle Türk Deniz Kuvvetleri tarafından teslim alınmıştı.

TCG ALEMDAR (A-582)

Denizaltı Kurtarma Gemisi TCG Alemdar (A-582 ) 90 metre uzunluğunda, 19 metre genişliğinde ve 4 bin 171 ton ağırlığında özgün tasarım ve ileri teknoloji ye- teneklerine sahiptir. Subay, astsubay, uzman erbaş ve sözleşmeli erlerden oluşan 90 kişinin görev aldığı gemide yerel imkanlar ile üretilen Uzaktan Kuman- dalı Su Altı Aracı (ROV) bulunmaktadır. 

Bu robot, operatör yönlendirmesiyle dalgıç dalış mesafesinin üzerindeki basit su altı kurtarma çalışmalarına katkı sağlıyor. ROV, yandan taramalı sonar cihazlarını da içeriğinde bulunduruyor.Sualtı Akustik Sistemleri ile batık denizaltıların yerini ses ve görüntülerle tespit edebilen TCG Alemdar, kurtarma çanı ile 207 metre derinliğe kadar denizaltından personel kurtarılabiliyor. Gemideki dalgıçlar, 330 kilogram ağırlığındaki özel giysileriyle kurtarma çalışmalarına katılıyor.Çelikten yapılan giysi ağırlığına rağmen içindeki robotik sistem dolayısıyla hareket kabiliyetini kısıtlamıyor. NATO (NSRS) ve ABD (SRDRS) denizaltı personel kurtarma araçları da 600 metre derinlikte ventilasyon yapabilen TCG Alemdar’a yüklenerek çalışma yapabiliyor. 

“Silver VOO” sertifikasyonuna sahip TCG Alemdar, NSRS ve SRDRS sistemleriyle birlikte çalışabiliyor. 

Dalış ve kurtarma görevlerini daha etkin, daha emniyetli ve daha derinde gerçekleştirebilen gemide olası durumlara karşı revir, acil müdahale odası, hasta yatakhanesi, röntgen ve ultrason bulunuyor. 

TCG IŞIN (A-583)

Kurtarma Grup Komutanlığına destek veren diğer gemi Kurtarma ve Yedekleme Gemisi TCG IŞIN (A 583) ise dalgıç, ROV (Remotely Operated Vehicle) ve ADS (Atmospheric Diving Suit) ile sualtı onarım ve enkaz çıkarma gibi çalışmalar ile su üstü gemilerini denizde yedekleme görevlerini de yapabilecek yeteneklere sahip. Gemi Yaklaşık 68 metre boyunda ve 14 metre genişliğinde, 94 personelin görev yapmaktadır. 

TCG IŞIN yüksek manevra ve pozisyon sabitleme yeteneğine sahip kontrol edilebilir ikiz pervane sistemi (CPP), baş kıç tünel iticileri ve geri çekilebilir baş itici ile donatılmıştır. 

Kurtarma ve Yedekleme Gemileri ile açık deniz yedeklemesi, denizaltı kurtarma harekâtına destek, yara alan/karaya oturan/arıza yapan gemilerin kurtarılması/yedeklenmesi, su üstü atışlarında hedef çekme ve gemi yangınlarına müdahale etme imkânı bulunmaktadır. 

Türk Deniz Kuvvetleri’nin yakın tarihimizde katıldığı kurtarma görevi 22 Haziran 2012’de Suriye tarafından ihtarsız olarak düşürülen Türk Hava Kuvvetleri’ne bağlı RF-4E savaş uçağının enkazının çıkartılma operasyonudur. Malatya Erhaç 7. Ana Jet Üs Komutanlığı’nda konuşlu 173. Filo’ya ait RF-4E Phantom model uçak tek başına, silahsız ve tanıtma sistemi açık olduğu halde sınır ihlali gerekçesi ile Suriye tarafından ihtarsız olarak düşürülmüştü.

Kurtarma çalışmalarına Türk Deniz Kuvvetleri’nden Hidrografik araştırmalar yapan TCG Çeşme gemisi ve ABD Araştırma gemisi EV Nautilus katılmış, uzun süren arama çalışmaları neticesinde 5 Temmuz 2012’de deniz seviyesinin, bin 260 metre altında ve içerisinde; Hava Pilot Teğmen Hasan Hüseyin Aksoy ve Hava Pilot Yüzbaşı Gökhan Ertan’ın naaşlarının bulunduğu uçak enkazına ulaşıldı.Bu olayın ardında Türk Deniz Kuvvetleri denizaltı kurtarma harekâtı yapan gemilerin tedarik edilmesi hızlanmıştır. 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here