Türkiye ile Libya arasında 27 Kasım’da imzalanan ‘deniz yetki alanları sınırlandırmasına’ dair mutabakat muhtırası ile Türkiye ileride ilan edeceği Münhasır Ekonomik Bölge'(MEB) alanı için ‘hukuki’ ve ‘meşru’ bir adım atmış oldu. Türkiye bu anlaşma ile 148.000 Kilometrelik alanı kazandı; Yunanistan’ın Doğu Akdeniz tezleri çürütüldü.

Girit doğusunda yaklaşık 30 km genişliğinde (Haritada F ile E arası) Libya Türkiye deniz sınırı bulunmaktadır.Bu sınır Yunanistan tarafından sürekli ihlal ediliyordu, deniz yetki alanları sınırlandırması anlaşması ile bu ihlaller engellendi. Ayrıca anlaşma ile Yunanistan’ın gasp ettiği 39 bin kilometrelik alan Libya’ya iade edilmiş oldu. Bu alanda Hidro Karbon yatakalarının olduğu belirtiliyor.

Anlaşma ile Yunanistan-Mısır, Yunanistan-Güney Kıbrıs Rum Kesimiyle yapacağı anlaşmaların önü kesilmiş oldu.

Türkiye bu anlaşma ile 148.000 Kilometrelik alan, buda yaklaşık Türkiye coğrafyasının yüzde 22’lik kadar bir alan kazanılmış oldu. Türkiye bu adımı ile ileride ilan edeceği Münhasır Ekonomik Bölge'(MEB) alanı için ‘hukuki’ ve ‘meşru’ bir adım atmış oldu.

Türkiye ile Libya arasında 27 Kasım’da imzalanan ‘deniz yetki alanları sınırlandırmasına’ dair mutabakat muhtırası ile Türkiye-Libya deniz sınırı
………………………………………………………….

Yunanistan’ın Türkiye’yi Meis adası kıta sahanlığı üzerinden hapsetme planı bu anlaşam ile engellenmiş oldu. Eğer bu anlaşmayı Yunanistan, Libya ve Mısır ile yapmış olsaydı, Türkiye böyle bir anlaşmayı yapması çok zor ve anlamsız olurdu.

DOĞU AKDENİZ’DE YUNANİSTAN TEZLERİ

Yunanistanın tezlerine aşağıdaki haritadan baktığımızda; Rodos adasının kuzeyinde başlayıp Kuzey Kıbrıs Cumhuriyetinin kuzeyinden geçen ve Suriye’ye kadar uzanan beyaz çizgi içinde kalan kırmızı alan Türkiye’nin sıkıştırıldığı Yunanistan tezlerini göstermektedir. Türkiye ile Libya arasında yapılan anlaşma ile Türkiye bu tezleri çürüterek, beyaz çizginin altında kalan mor ve turuncu alanı Türk yetki alanına katmıştır.

Yunanistanın tezlerinin gösterildiği harita
………………………………………………..

KIBRIS ETRAFINDAKİ GAZ REZERVLERİ

Türkiye Doğu Akdeniz’de çıkarlarını korumak için savunma hamleleri gerçekleştiriyor. Kıbrıs Rum Kesimi, Türkiye’nin dış politika hatalarını da fırsat bilerek, 2004 yılında Türkiye’yi Doğu Akdeniz’de büyük ölçüde dışlayan bir ‘Münhasır Ekonomik Bölge'(MEB) alanı ilan etti. Kıbrıs Cumhuriyeti adına hareket ettiklerini iddia eden Kıbrıs Rum Kesimi uluslararası şirketlere ‘ petrol ve Doğalgaz arama ‘ ruhsatları vermeye başladı.

Kıbrıs Rum Kesimi, uluslararası şirketlerin bu alanlara gelerek faliyetlerine başlamasını sağladı, ‘oldu bitti’ vaya ‘ fiili durum’ meydan getirerek bu bölgeleri ele geçirmeye çalıştı. Rum kesimi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti adıyla Türkiye dışında hiç bir ülkeye ve uluslararası şirkete Petrol ve Doğalgaz arama ruhsatı veremez düşüncesi vardı. Türkiye’ye ruhsat verse bile Türkiye’nin Petrol ve Doğalgaz arama kabiliyeti olmadığını varsayıyordu.

Türkiye kendi sondaj kabiliyetlerini arttırırken, bölgeye gelen yabancı Petrol arama şirketlerini bölgeden uzak tutmaya çalıştı. Türk Deniz Kuvvetleri İtalyan devletinin kontrolündeki enerji devi ENI’ye ait sondaj gemisini Kıbrıs açıklarında durdu ve bölgeden çıkardı. Tansiyon yükseldiğini gören ‘TOTAL’ firması bölgeden çekileceğini açıkladı.

Türkiye Nisan 2019’da arama ve sondaj gemilerini bölgeye göndermeye başladı. Ardından sondaj gemilerini korumak maksadıyla Türk Deniz Kuvvetleri unsurları bölgeye yerleşti.

Güney Kıbrıs’ın 13 parsele ayırdığı bölgede yer alan 1, 2, 3, 8, 9, 12 ve 13 numaralı bloklar; Kuzey Kıbrıs’ın TPAO’ya petrol ve doğalgaz arama ruhsatı verdiği A, B, C, D, E, F ve G bölgeleriyle kesişiyor.
———————————————————————-

Rumların planı bu bölgelerden çıkaracakaları Doğal gazı, Mısır ve İsrailin bulduğu doğal gazı ekleyip deniz altından yaklaşık 1000 km’lik bir hat ile Yunanistana götürmekti. Türkiye stratejik bir adım atarak Libya ile anlaştı ve planlanan hatın yolu kesilmiş oldu.

Libya ile yapılan anlaşmanın diplomatik ve siyasi getirisini daha da arttırmak için Türkiye’nin bir kaç adım atabileceğini söyleyen Maltepe Üniversitesi Öğretim görevlisi Prof.Dr. Hasan Ünal, ” Suriye ile bir yan hat anlaşması yapabilir, bunun için Suriye ile uzlaşmamız lazım. Lübnan ile benzer bir anlaşma yapılırsa, bu bizi Münhasır Ekonomik Bölge ilanına götürecektir.” ifadelerini kullandı.

Türkiye ile Libya arasında imzalanan anlaşmanın ‘ Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması’ olduğunu söyleyen Ünal, “Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) ilan etmedik.” dedi.

Türkiye’nin ayrıca İsrail ve Mısır ile de anlaşması gerektiğine vurgu yapan Hasan Ünal, ” Bunu yaptığımızda İsraili Rumların yanından çekmiş oluruz.Buradan çıkacak olan doğalgazın güzergahı Türkiyedir; Bu ülkelerin çıkardıkları gaz denizin altından Türkiye’deki Enterkonnekte Sistemine bağlanmış olur.” şeklinde konuştu.

Türkiye ile Libya anlaşmasının ardından İsrail’de, Rumların hak ettikleri AFRODİT bölgesinde (Haritada 12 numaralı bölge) çıkacak gazdan hak iddia ediyordu. İsrail bu bölgede arama faliyetlerinde bulunan şirketlere mektup yazarak bu bölgeden çıkın uyarısı yaptı.

LİBYA’DA KİM KİMİ DESTEKLİYOR ?

Merkezi Trablus’ta bulunan Ulusal Mutabakat Hükümeti, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere, Türkiye, Avrupa Birliği ve uluslararası kurumlarca meşru kabul ediliyor ve destekleniyor.

Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi’ni ise Mısır, ABD, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Fransa ve Rusya’dan destek buluyor. Son dönemde Libya’daki iç savaşın sonuçlanmayacağını düşünene ABD tarafsızlık politikası gütmekte ve Libya’da yeni bir lider arayışına girdiği yorumları yapılmaktadır.

Uluslararası toplumun mutabakatı ve BM’nin yetkilendirmesiyle 2016 yılında Libya’nın tek meşru otoritesi olarak Ulusal Mutabakat Hükümeti başkanı Faiz Serrac gösterilmiştir. Fakat Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi lideri Halife Haftar uluslararası kararları hiçe sayarak Trablus’a saldırmıştır. Serrac ve Haftar’a bağlı güçler arasındaki çatışmalar Trablus ve çevresinde halen devam etmektedir.

Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi başkanı Haftar’ın amacı Trablus’u ele geçirerek askeri bir diktatörlük kurmaktır. Haftar eğer Trablus ele geçirirse Libya Türkiye karşıtı kampa katılacaktır.

TÜRKİYE LİBYA’YA ASKER GÖNDERİR Mİ ?

Türkiye ile Libya arasında imzalanan ‘Güvenlik ve Askeri İşbirliği Mutabakat Muhtırası’ ile Türkiye, Libya’ya asker gönderme ve üs açma yetkisi almıştır. Türkiye’nin taraf olduğu Trablus hükümetine karşı olan Tobruk merkezli hükümeti Rusya tarafından desteklemektedir. Suriye’de Astana sürecinde beraber hareket ettiğimiz Rusya, Libya sürecinde karşı tarafta bulunmaktadır.

Türkiye ile Rusya arasında Libya konusunun gündeme geleceğini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanmıştı. TRT yayınına konuk olan Erdoğan, “Libya’nın Birleşmiş Milletler tarafından tanınan meşru hükümeti eğer bir destek isterse Türkiye’den askerimiz Libya’ya gider mi?” şeklindeki soru üzerine, “Böylesine bir çağrı özellikle Türkiye’ye tabii ki bu hakkı tanır. Yani Libya halkından, yönetiminden böyle bir davet geldiği anda bu bizim için adeta bir hak doğurur” diye konuşmuştu.

Erdoğan’ın bu sözlerinin ardından Rusya kanadından açıklama geldi. Kremlin sözcüsü Peskov tarafından yapılan açıklamada, Putin’in 8 Ocak’ta Türkiye’ye yapacağı ziyarete atıfta bulunuldu. Peskov, Türkiye’nin Libya’ya askerî destek konusunun bu görüşmede ele alınacağı söyledi.

Açıklamada, “Rusya, Libya’daki krizin çözümü için gösterilen her türlü gayreti desteklemektedir” ifadeleri de kullanıldı.

Türkiye’nin asker gönderilmesi konusunda tek başına karar alamayacağı, ancak Rusya ile bir anlaşma durumu olursa Türkiye’nin Libya’ya asker gönderebileceği belirtilmektedir.

‘Güvenlik ve Askeri İşbirliği Mutabakat Muhtırası’ ile iki ülke arasında askeri eğitim anlaşmaları, istihbarat değişimi, lojistik iş birliği, hibe ve lojistik sistemler alanlarında adım atılabilecek.

Mutabakat metninde işbirliği alanları özetle şöyle sıralanıyor:” Güvenlik ve askeri eğitim, Ortak tatbikatlara katılım, Terörizm ve yasa dışı göç ile mücadele, İstihbarat değişimi ve operasyonel işbirliği, Lojistik iş birliği, hibe ve lojistik sistemler, Askeri tıp hizmetleri, Barışı koruma, insani yardım ve deniz haydutluğu ile mücadele operasyonları, Haritacılık, Talep halinde müşterek “Savunma ve Güvenlik İş Birliği Ofisi” kurulması, Tarafın davetiyle tarafların sınırları içerisinde silahlı kuvvetler bünyesinde bulunan Kara-Deniz-Hava Kuvvetleri’nin faaliyet alanlarına yönelik müşterek olarak askeri planlama, tecrübe aktarımı, silah sistemi ve teçhizatının kullanımına yönelik eğitim ve danışmanlık hizmeti verilmesi; Askeri hukuk konusunda bilgi değişimi.”

Türkiye ile Libya arasındaki Güvenlik ve Askeri İşbirliği Mutabakat Muhtırasının onaylanmasına ilişkin kanun teklifi TBMM Genel Kurulunda 269 ‘Evet’ oyu ile 21 Aralık’ta kabul edildi.

Kaynak: Ajanslar, Habertürk, BBC Türkçe, Euronews, SETA, DW, Kıbrıs Postası,

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here